“Ben ne yaparsam yapayım önemlidir diye düşünmek” Melih Cevdet için olağandışıydı. Önemli bir şey yapmak için yıllarını vermen gerektiğine inanan, çalışkan, fedakâr, emektar bir kuşağın adamıdır Anday. Oysa günümüzde bu sözcükler Göktürk Kitabeleri gibi.  

 

Çok değil, otuz, otuz beş sene içinde, devir epeyce değişti. Muhakkak Çelik de değişti. Bırak hayat hikâyesini, artık her on saniyemiz bile başlı başına bir hikâye. Story diye bir şey var, kim takar günlüğü. Kurmaca eskiden sanattı, şimdilerde gündelik bir gerçeklik.  Öyle insanlar var ki, her gün an be an ne yaptıklarını biliyorum. Saat kaçta kalktıklarını biliyorum. Bütün gün ne yediklerini, ne giydiklerini, kimlerle takıldıklarını, ruh hallerini, nerde sürttüklerini, kimleri dürttüklerini, her bir şeylerini biliyorum; sıçtıklarını görmüyorum belki ama motoru bozup bozmadıklarını biliyorum. Niye biliyorum? Ben de bilmiyorum. Sıçtıklarını da göreceğim diye çok korkuyorum. 

 

Küçük oğlan, henüz dokuz yaşında, youtuber olunca kanalının isminin ne olacağını söylüyordu geçen. Gayet olağan karşıladım. Orta yaşımın baharında dinozor olarak damgalanmak istemem. İnstagram hesabımı da hiç ihmal etmem zaten. Ben de az mühim adam değilim çok şükür. Şu bloğu yazmamdan belli. Yine de devir gösteri devri. Bizim gibi toplumlarda daha ziyade gösteriş devri. Kantarın topuzu kaçıyor çokluk. Üstüne bir de yeni nesil pedagojinin körüklediği her çocuğun çok özel olduğu öğretisi var. Bir nevi küresel ego ishali. 

 

Kendini beğenmişlik, kendine aşırı değer vermişlik, kendini Hint kumaşı sanma, tıngır teneke kibir, her türden benbencilik, her düzeyden narsisizm. 

 

Her çağın bir hastalığı var ne de olsa. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar